YÖNETİCİ ÖZETLERİ
Türkiye'de Bilişim Sektörünün Gelişimi
Ülkemizin 'Gelişmekte Olan Ülkeler' kategorisinden 'Gelişmiş Ülkeler' kategorisine geçmesi için yapması gereken atılımlar içerisinde en önemli kaldıraç etkisi olacak yaklaşım Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Toplumu ilkelerinin uygulanması olacaktır.
Zaten küresel gelişmelere bakıldığında da Avrupa Birliği Uyum Yasaları ve e-Avrupa+ protokolü, ülkemizin “Bilgi Ekonomisi” ve “Bilgi Toplumu” olma yolunda yeniden yapılanmasını ve dönüşümünü öngörmektedir. Rakip ülkelerin de önünde 'dönüşümü' sağlamak, verimliliği artırmak, rekabette öne geçmek için küresel gelişmelere karşı proaktif, çevik davranış biçimleri geliştirilmediği takdirde yukarıda belirtilen hedefe ulaşmak münkün değildir.
BT bazlı gelişmelere bakıldığında donanım ve yazılım endüstrilerindeki gelişmelerin neredeyse tamamı, başını özel sektör ve bireysel girişimciliğin çektiği oluşumlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
Diğer yandan dünyadaki genel ticaret kuralları üzerine getirilen küresel yaklaşımlar ve GATT (General Agreements on Tariffs and Trades) gibi uluslararası oluşumlar serbest rekabetin gerekliliğini vurgulayıp telekom hizmetlerinin de genel tanımlarını BAT (Basic Agreements on Telecommunications) başlığı altında belirlemişlerdir.
Yani hızlı bir şekilde 'devlet' egemen yaklaşımlardan kaçınılıp; serbestleşme ve sağlıklı rekabetin olduğu ve kamu tarafından gereken mevzuat ve kaynak tahsislerinin yapıldığı bir yaklaşım içerisinde özel sektör bazlı bir gelişim çizgisinin yakalanması daha hızlandırıcı bir yaklaşım olarak görülmektedir.
Teknolojinin gelişim çizgisi çoğu zaman günlük hayatta izlenilen boyutlarının çok üstünde oluşmaktadır.
Gerçekten de maliyetlerin düşüşü, kapsamlı bilgi araçları ve iletişim olanakları ile; kamunun, özel sektörün, bireylerin dönüşümünün ve toplumsal yaşam ve kültürel değişimin son derece çarpıcı şekilde yaşandığı bir dönemin içinde bulunmaktayız.
Dünya, erişiminden dağıtımına kadar tüm süreçlerde “bilgi”nin belirleyici rol oynadığı yeni bir modele doğru dönüşmektedir: Bilgi Ekonomisi (Bilgi Temelli Ekonomi) ve bunun toplumsal görünümü: Bilgi Toplumu… Bu kavramlar ve yaklaşımlar, değişimin farkında olan ulusların kendilerini hızla dönüştürmek zorunda oldukları yeni modelleri ve kavramları temsil etmektedirler. Dünya ülkeleri, bilgi ekonomisine dönüşme ve bilgi toplumu olma yolunda bir yarış, bir rekabet içerisindedirler. Vatandaşlarına daha fazla refah yaratabilen gelişmiş bir ülke olmak için bilgi ekonomisine dönüşmek ve BT’den gelişmede bir araç olarak yararlanmak gerekmektedir.
Bilgi ekonomisi ve bilgi toplumunun dört temel direği bulunmaktadır:
1. Ekonomik ve Kurumsal Çerçeve - Bilgi Ekonomisi İçin Uygun İş Ortamı
2. İnovasyon Politikaları - Yerel ve Dış Kaynaklı İnovasyon Ortamının Yaratılması, Geliştirilmesi ve Yerleştirilmesi için Kaynaklar, Kurumlar ve Girişimler
3. Toplumsal Sermaye Gelişimi - Yaşamboyu Öğrenim ve Bilgi Okuryazarı İstihdam Güçleri
4. BT - Bilgi Ekonomisinin Altyapısı
Bu kavramların somut ve ölçülebilir sonuçları olan eylemlere dönüşmesi ve bu eylemlerin gerçekleştirilmesinde BT'den yararlanılması ülkemizin dünyadaki gelişmişlik endekslerinde gereken konumu alabilmesi açısından son derece önemlidir.
ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İsveç, Norveç gibi BT konusunda geliştirme ve uygulama yetkinliği olan ülkeler dışında gelişme kaydeden ülkelere bakıldığında 3 ana faktörün rol oynadığı görülmektedir:
• Kapsamlı ve ülke koşullarına uygun stratejiler
• Özel sektör ve bu alanda çalışma yapmak isteyen kamu kurum ve kuruluşlarına sağlanacak olan teşvik mekanizmaları,
• BT ürünlerinin ve hizmetlerinin evrensel kullanım özelliklerinden dolayı küresel rekabetçi politika ve pazarlama olanaklarının sağlanabilmesi.
Dünyada BT'nin büyümesi ve gelişiminin temel nedenleri ise şunlardır:
• Araştırma-Geliştirme (ARGE) ve İnovasyon
• Hizmetlere Geçiş
• Maliyet ve Fiyatlardaki Düşme
• Ticareti Düzenleyici Kurallardaki Değişmeler
• Risk (Girişimci Sermayesi)
• Yüksek büyüme hızına sahip segmentler
İş yapma ortamının düzenlenmesi ve küresel politika belirleyiciler ile uyumunun sağlanması, inovasyon yetkinliklerinin geliştirilmesi için gereken düzenlemelerin yapılması, yaşam boyu öğrenim yaklaşımı ile uyumlu olacak şekilde daha gelişmiş ve becerileri artırılmış bir insan kaynakları da ülkemizin küresel rekabetçilik konusunda atacağı adımların sağlıklılığını belirleyecektir. Ayrıca, BT'nin ve dinamik bir bilişim sektörünün gerek makroekonomik büyüme ve verimlilik üzerindeki etkisini gerekse bilgi ekonomisine geçiş ve bilgi toplumuna dönüşüm hedeflerine sağlayacağı katkıyı belirleyen diğer faktörlere, yani inovatif girişimlerin finansmanını sağlayacak risk sermayesinin varlığı, doğrudan yabancı yatırım (FDI) ortamının iyileştirilmesi ve bilgi ekonomisine uygun istihdam koşullarının yaratıldığı esnek bir işgücü piyasasının oluşturulması gibi unsurlara da eşit ölçüde önem verilmelidir.
Türkiye BT üretmelidir.
Kamu hizmetlerinde BT'den yaygın bir şekilde yararlanılmalıdır.
Eğitimli insan gücü açığı kapatılmalıdır.
e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'na destek olabilecek ve özellikle e-Devlet projelerinde kamu kurum-kuruluşları üzerinde yaptırım ve denetim yetkisi olabilecek bir kurumsal yapılanma gerçekleştirilmelidir
Türkiye'de bilişimin ve bilişim sektörünün yeri ve önemi ulusun gündemine taşınmalıdır.
BT Sektörü'nün doğrudan ve dolaylı olarak özendirilmesi gerçekleştirilmelidir. Bilgisayar ürünleri ve yazılımlarından alınan KDV oranı düşürülerek veya kaldırılarak kullanım yaygınlaştırılmalıdır.
KOBİ'lerin etkin bilgisayar kullanıcıları olabilmeleri için fonlar devreye alınmalı ve ilgili STK'larla birlikte KOBİ e-dönüşüm projeleri gerçekleştirilmelidir.
e-Ticaret, e-İş, e-Devlet uygulamalarının altyapı eksiklikleri giderilerek, işyeri-kamu-vatandaş arasındaki işlemler etkileşimli elektronik ortamlara taşınmalı, ekonominin kayıt içerisine girmesi sağlanmalıdır.
Yerel yönetimlerde bilgisayarlı uygulamaların yaygınlaştırılması desteklenmelidir.
“Eğitimde bilgisayar”, “eğitimde ders kitabı” kadar bir gereklilik haline getirilmelidir. Uzaktan eğitim platformları geliştirilmelidir.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri faaliyetleri geliştirilmeli ve Yazılımda Mükemmellik Merkezi Uygulamaları hayata geçirilmelidir. Bu bölgelerde yazılımda gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek düzeyde iş mükemmeliği merkezlerinin uygulamaya alınması sağlanmalıdır. Türkiye'nin bir yazılım ve hizmet ihracat üssü olması için gerekenler hızla yapılmalıdır.
Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları özendirilmelidir.
Ülkemizde kullanımda olan bilgi ağlarının, ARGE faaliyetlerine yönlendirilmesi sağlanmalıdır.
Özetle Türkiye doğru ve sağlıklı yürütülen planları ve arkasında sağlıklı bir kamu-bürokrasi desteğinde özel sektörü ile Bilgi Toplumu olma gereksinimlerini yerine getirmek için etkin bir davranış biçimini geliştirmelidir. Bu konuda Bilişim STK'larına görüşlerin kamuda yer bulabilmesi için çok ciddi bir sorumluluk düşmektedir.
İletişim Altyapısı
Bilgi toplumunun maddi temelini oluşturan BT altyapısı kişisel, toplumsal ve ekonomik faaliyetlerin her alanı için vazgeçilmez bir konuma gelmiştir. Endüstriyel süreçlerin her aşamasında denetleme ve izleme ihtiyaçlarına yanıt vermesi dışında, üretimde gereksinim duyulan enerji ve malzeme miktarında tasarruf yapılmasına, kalite ve verimliliğin artırılmasına ve gelişmeye açık bir ortamın yaratılmasına katkısıyla BT, 21. yüzyılda kalkınmanın lokomotifi olacaktır.
Amacımız en kısa sürede bir bilgi toplumu haline gelmektir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için halkımıza yaygın, güvenilir, erişilebilir, kullanıma açık, dünyayla bütünleşmiş ve sürekli gelişen bir iletişim altyapısı üzerinden, rekabet şartlarıyla tanımlanan kalite ve ücretle istediği hizmeti alma olanağını sunmamız gerekmektedir.
Ancak, iletişim sektörünü, hem hizmet hem de altyapı olarak, rekabete açmaya karar veren ve bu kararlılığını uluslararası anlaşmalarla taahhüt etmiş olan Türkiye, bu kararını yerine getirmek için gereken adımları atmakta gecikmiştir.
Ülkemizde sektörün serbest girişimciye tam olarak açılamamış olması nedeniyle, ne katma değerli hizmetler geniş çapta sunulabilmiş, ne yeni teknolojiler geliştirilebilmiş, ne de bilinen teknolojiyle üretim yapılabilmiştir. Kapalı tutulan sektörde, yurtdışından cihazlar alınıp, maliyete dayanmayan ücretlerle, garanti edilmeyen kaliteyle sınırlı seçeneklerle halkımıza ancak bazı hizmetler verebilmiştir. Halkın iletişim ihtiyacına dayanan bir endüstri kurulamamış, buna destek olacak teknoloji geliştirilememiş, önemli bir üretim yapılamamış, yetiştirdiğimiz mühendislerimize yeterli istihdam olanağı sağlanamamıştır.
Türkiye geniş bantlı hizmetlerin sunumu alanında da ilerleme kaydedememiş ülkeler arasındadır. Özellikle iş dünyasında hızlı ve kesintisiz internet erişime sahip olmak artık lüks olmaktan çıkmış, KOBİ'lere ve serbest çalışanlara kadar ulaşması gereken bir zorunluluk halini almıştır. Bilim adamı, öğrenci ve toplumun diğer kesimlerinde internet’ten bilgiye daha hızlı ve güvenli bir şekilde ulaşabilmek, çoklu ortam hizmetlerinden makul fiyatlarla yararlanmak, bilgi çağının gereklerinden biri olmuştur. Ancak, özel teşebbüsün yatırım yapmak istediği bir alan olan geniş bandlı erişim hizmeti için gerekli altyapıyı kurmasına halen izin verilmemektedir. Bunun sonucu olarak kullanıcı bu hizmetten mahrum kalmakta, yerli üretim yapılamamakta, tekel durumunda olan devlet kuruluşu ise gereksiz yere ithal cihazlara para harcamaktadır. Hükümetimizin ekonomi politikası ile bağdaşmıyan bu durum bir an önce düzeltilmelidir.
Sektörün serbestleşmesiyle hizmet sunmaya başlayacak yeni işletmeciler bir yandan yeni hizmet türleri geliştirirken diğer yandan da verimliliklerini arttırmak için AR-GE faaliyetlerine önem vermek zorunda olacaklardır. O halde iletişim sektörü katma değerli hizmet, temel hizmet ve altyapı katmanlarının hepsinde ivedilikle serbestleştirilmelidir.
İletişim altyapısında serbestleşme başlasa bile seçeneklerin geliştirilmesi ve rekabetin başlaması zaman alacaktır. Rekabetin kısa sürede tesis edilebildiği hizmet sektörünün gelişebilmesi için, fiziksel bakımdan tekel olan altyapı, tüm hizmet sağlayıcıların ortak kullanımına açılmalıdır. Böylece, telekomünikasyon sektörü hizmet, istihdam, teknoloji geliştirme ve üretim alanlarında ülkemizin ilerlemesine katkı yapar duruma gelebilecektir.
Serbest iletişim pazarında çok sayıda işletmeci, dolayısıyla çok sayıda iletişim şebekesi olacaktır. Her bir şebekenin kullanıcılarının diğer şebekelerin kullanıcılarıyla haberleşebiliyor olması zorunludur. Farklı şebekeler arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için işletmeciler arasında arabağlantı anlaşmaları yapılmaktadır. Dünya deneyimleri telekomünikasyon sektöründe başarılı bir serbestleşmenin büyük ölçüde etkin bir arabağlantı rejimine bağlı olduğunu göstermektedir.
Ükemizin iletişim politikasını tayin eden, uygulayan ve sektörü denetleyen kuruluşlar, kamu ve özel hizmet sunucularına eşit mesafede durmalıdırlar. Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu, bu sektörde rekabetçi işleyişin, verimli bir hizmet sunumunun bütün unsurlarıyla gerçekleşmesini sağlamalıdır.
Devlet kuruluşlarının bu politikayı desteklemeleri, kullandıkları hizmetleri devlet veya serbest kuruluşlar arasında fark gözetmeden almalarıyla güç kazanacaktır. Sektörde hizmet sunan devlet kuruluşunun maliyet hesabına dayanmıyan tarifelerle, ticari şartlar altında çalışan yeni işletmecilerin piyasa paylarını tehdit etmesine ve rekabeti önlemesine müsaade edilmemelidir. Devlet kuruluşları özel teşebbüsün yatırım yapmak istediği iletişim altyapısı, iletişim hizmetleri ve iletişim cihaz üretimi alanlarında özel teşebbüsün karşısına tekel olarak çıkıp bu yatırımlara mani olmamalıdır.
Kısa, orta ve uzun erimli hedefler mutlaka kamunun ve özel sektörün ortak çalışmasıyla, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini de dikkate alarak ortaya konmalıdır. En geniş katılımla görüşler alınıp, kararlar sürüncemede bırakılmaksızın belirlenmelidir. Hedefler, yapılan çalışmaların aşamaları ve elde edilen sonuçlar toplumun her kesimine en saydam biçimde duyurulmalıdır.
İletişim sektöründe kaynak ihtiyacı yüksektir ve yatırımın geri dönüşü ancak orta-uzun vadede mümkün olmaktadır. Faizlerin yüksek, kâr marjların düşük olduğu bir ortamda, ekonomik nedenlere dayanmayan kararlarla, kamu iletişim ihtiyacını sadece kamunun sahip olduğu kuruluşlardan tedarik ederse, bu durumda yeni kurulan şirketler büyüyemeyecek, dolayısıyla ARGE’ye fon ayırmakta zorluklar yaşanacaktır. Bu bakımdan kamu harcalamaları rekabeti engelleyecek bir şekilde kamu teşkilatlarına yönlendirilmemelidir. Aksi halde iletişim alanında ARGE ve üretim uzak bir hayal olarak kalacaktır.
Kaynakların en verimli biçimde harcanmasına özen gösterilirken, yerli üreticilerin ve yerli olarak üretilen cihazları kullanan işletmecilerin desteklenmesi için azami çaba gösterilmelidir.
Kullanımın ve dolayısıyla bu sektördeki faaliyetlerden alde edilecek toplam vergi miktarının artması için haberleşmeden alınan vergilerin makul bir seviyede olması gerekmektedir.
e-Türkiye
e-Türkiye: Bu sözcüğü başındaki rumuzla eşdeğer algılamak ve sadece BT’nin yoğun-etkin kullanımının sağlandığı hizmetleri kapsayan düşünce içerisine sokmak bizleri yanıltacaktır. Bu bir “DÖNÜŞÜM” projesidir. Bu projede, BT’nin etkin kullanımı kaçınılmaz olup, bu teknolojiler, projenin gerçekleşmesini sağlayacak araçtır sadece. Dönüşüm ise, topyekün seferberlikle, Edirne’den Ardağan’a uzanan coğrafyada toplumun tamamını ilgilendiren büyük bir projedir. Dönüşüm, mevcut geleneksel yaşam kültürü ve geleneksel iş yapış biçimlerinin değişmesi, çağımızın en etkin aracı olan BT’nin kullanımının günlük yaşamımıza sokulması demektir. Dönüşüm, vatandaş odaklı iş yapış biçimine dönmek demektir. Dönüşüm, paylaşım demektir. Dönüşüm, şeffaflık demektir. Dönüşüm, verimlilik demektir.
Biz “II. Türkiye Bilişim Şûrası” kapsamında yürütülen bu çalışmada, dönüşümün ana unsurlarını ve elemanlarını ele almaya çalıştık. Vatandaşımızın dönüşüme ayak uydurabilmesi ve gelişmiş Dünya ile aramızda hızla oluşan “Sayısal Uçurum”u önlemek için yapılması gerekenlere değindik. Vatandaş-Devlet-İş Dünyası ekseninde, vatandaşın beklentilerini merkeze ve ilgili noktalara taşıyacak örgütlenmenin nasıl olması gerektiğine değinmeye çalıştık. Devletin ve kurumlarının neler yapması gerektiğine değinmeye çalıştık. Yerel noktalarda neler yapılması gerektiğine değinmeye çalıştık. Sosyal güvenlik ve sağlık konularında neler yapılması gerektiğine değinmeye çalıştık. Ekonominin nasıl çalışırsa daha verimli hale geleceğine değinmeye çalıştık.
Hedefimiz belli: Kalkınmış, refah içerisinde, uluslararası rekabette önde sırada, çağdaş ve mutlu bir TÜRKİYE yaratmak.
Çalışmalarımız sonucunda elde edilen tüm bulgular ve çözüm önerileri ana raporlarımızda mevcuttur. Elde edilenleri ve hızlıca yapılması gerekenleri şöyle özetleyebiliriz;
• Acilen, ulusal bilişim stratejilerini oluşturacak, uygulamaları takip ve koordine edecek, sorunlara müdahale edip çözecek yetkilendirilmiş bir kurumsal düzenlemeye gidilmelidir,
• Hükümetimizin, Ulusal Programda taahhüt ettiği, eAvrupa+ girişimine ülkemizi uyarlamaya yönelik e-Türkiye projesi kapsamında ulusal seferberlik ilan edilmeli; hem toplumda hem de devlet katında e-Kültür’ün oluşturulması sağlanmalıdır,
• Devletin tüm iş süreçleri, e-Devlet yaklaşımı ile tekrar gözden geçirilmeli; vatandaşa ve konuya taraf tüm kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgi kaynakları belirlenmeli; devletteki bilgi dolaşımı bu kaynaklar üzerinden yapılmalıdır. Çalışmalarda temel yaklaşım bürokratik süreçlerin verimliliği ve vatandaş memnuniyetinin sağlanması olmalıdır,
• Toplumda internet kullanımının yaygınlık kazanması ve bireyler arası sayısal uçurumu engellemek üzere, daha ucuz, daha hızlı ve güvenli internet hizmeti verme ilkesi, geniş bant altyapısı ile desteklenerek hayata geçirilmelidir. Bunun için yapılacak planlamada Sayısal Abone Hattı (ADSL) altyapısı 2004 yılı sonuna kadar tüm yurdu kapsayacak biçimde hizmete açılmalıdır.
• Vatandaşın 24 saat ücretsiz olarak kullanabilmesi için, okullardan, kütüphanelerden, postahanelerden, merkezi ulaşım alanlarından ve alışveriş merkezlerinden internet ulaşımı sağlanmalıdır.
• e-Birey, e-Örgüt, e-Toplum gibi kavramlar ve konular ilk ve orta öğrenimdeki sosyal içerikli derslerin müfredatlarına hemen eklenmelidir.
• Devlet, e-Toplum’a geçiş uygulamalarını bir seferberlik olgusu kapsamında 2005 yılından itibaren uygulamaya koymalıdır.
• e-Öğrenme olanakları yaygınlaştırılmalıdır,
• Kamu kurum/kuruluşlarına uzaktan erişim olanakları yaratılmalı, uzaktan-çalışma olanakları yaratılarak, toplumsal katılıklar ve kurumsal dirençler kırılmalıdır,
• e-Devlet çalışmaları sürdürülürken vatandaşın beklentileri belirlenmeli ve uygulamada dikkate alınmalıdır,
• e-Hizmet planlanırken karşılaşılabilecek sorunlar tespit edilmeli, ve önlemler alınmalıdır,
• Kamu kurum/kuruluşları çalışmalarında Bütünsel Yaklaşım sağlanmalıdır,
• Devletin yapılanması ve işleyiş biçimi yeniden organize edilmeli vatandaş odaklı, verimliliği esas almış şeffaf yapılar kurulmalıdır,
• Yerli yazılım endüstrisini canlandırmak üzere politikalar oluşturulmalı ve bu amaçla devlet desteği sağlanmalıdır,
• Tüm Kamu kurum/kuruluşları için ortak ve standart veri yapısı kurulmalı, bilginin kaynaktan ve uzaktan kullanımı prensipleri getirilmelidir,
• Toplumun her katmanında ve özellikle de kamu çalışanlarında, e-Kültür yaygınlaştırılmalıdır.
• Gerekli yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır,
• Kamu murum/kuruluşlarının Bilgi-Veri paylaşımlarının önündeki hukuksal ve yönetsel anlayış engelleri ortadan kaldırılmalıdır,
• Güvenli, kesintisiz ve tutarlı e-Devlet hizmetlerinin verilebilmesi için;
–Güvenli, kesintisiz ve tutarlı bir iletişim altyapısının kurulması,
–Veri iletiminde aynı dilin kullanılmasının sağlanması,
–İş süreçlerinde uyumluluğun zorunluluğu vurgulanmalıdır.
• Kurulacak Çerçeve Yapının, “e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı”yla ilişkilendirilmesi, 29, 34, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46 ve 50 eylemlere atıfta bulunulması ve bunların gerçeklenebilirliğinin Çerçeve Yapıya bağımlı olacağının belirtilmesi gerekmektedir,
• Birlikte Çalışabilirlik Çerçeve Yapısında;
• Üst düzey politikaların, teknolojik yaklaşımların, uygulama ve entegrasyon ile bunlara uyum kriterlerinin açıkça ortaya konulmuş olması gerekmektedir.
• Kurumlararası bilgi-veri iletiminde minimum gereksinimler ve uyum kriterleri ortaya konulmalı, farklı ölçeklerde uygulanabilirliğine dikkat edilmelidir.
• Minimum kriterlerin; iletişim, güvenlik, veri entegrasyonu, veri tanımlamaları, metaveri yapıları ve servis yöntemlerinin tamamını içermesine dikkat edilmeli
• Devletin, kurumların, özel kuruluşların ve ilgili bütün birimlerin görevlerinin açık bir şekilde vurgulanmış olmasına dikkat edilmeli
• Çerçeve Yapı geliştirilirken;
• Ana esasların belirlenmeli, temel politikalar ve gerekler üzerinde uzlaşma sağlanmalıdır,
• Paralel çalışma gurupları ile, bu esaslar doğrultusunda farklı teknolojilerin uyumlulukları tespit edilmeli, paylaşımı ve genel kabulu sağlanmalıdır,
• Çerçeve yapıya girmesi planlanan her bir yeni teknoloji, ilgili kurumlar, üniversiteler ve STK ların katıldığı platformlarda tartışılmalıdır,
• Çerçeve Yapı içerisinde, “Çevik Geliştirme” yöntemleri kullanılarak en kısa sürelerde sonuçlar alınması hedeflenmelidir.
• Acilen, ulusal ve bağlı olarak kurumlar Güvenlik Politikaları oluşturulmalıdır,
• Sistemlerin, kullanıcı ve doğal risklere karşı güvenliğini sağlamalıdır,
• Sağlık alanında, bilgi toplumunun gereklerine uygun olarak, BT’den etkin bir şekilde yararlanılmasına dönük gerekli tedbirler alınmalıdır.
• Disiplinler arası yaklaşım gerektiren sağlık ve sosyal bilgi sistemlerinin yönetimi ve sürdürülebilirliği için acilen kurumsal yapı oluşturulmalıdır,
• Sağlık bilişimi alanında yetişmiş uzman açığını kapatmak üzere gerek hizmet içi eğitimde gerekse öğretim müfredatlarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır,
• Sosyal Güvenlik politikalarının genel kabulunu sağlamak ve vatandaş memnuniyetini oluşturmak üzere, 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı öngörüleri hayata geçirilmelidir,
• Sosyal Güvenlik Kuruluşları ortak veri tabanı kullanılarak sanal anlamda tek çatı altında çalışmalıdır,
• Sigortalı, Hak Sahibi ve/veya Bağımlı için, özellikle sağlık geçmişine ilişkin bilgiler merkezi ve paylaşılabilir nitelikte depolanmalıdır. Sigortalı, Hak Sahibi ve/veya Bağımlı için fiziksel ve biometrik tanımlayıcılar (Örneğin Akıllı Kart) kullanılmalıdır. Tanı-İlaç-Doktor uzmanlığı, Uluslararası Standartlara uygun bir düzende kodlanarak ilişkilendirilmelidir
• Tüm Kamu kurum/kuruluşları için Felaket Durumu Merkezi (Disaster Recovery Centre) kurulmalıdır,
• Yerel Yönetimlerde görevli personel, BT’nin kullanımı, önemi ve getirileri anlamında bilinçlendirilmeli ve gerekli eğitimler verilmelidir,
• Yerel Yönetim hizmetlerinin, bürokratik karmaşadan kurtulması ve vatandaş odaklı verilebilmesini için işlem standartları belirlenmeli, hem kendi aralarında hem de kamu kurum/kuruluşlarıyla veri paylaşımı sağlanmalı ve her büyük yerleşim alanı için Kent Bilgi Sistemleri kurulmalıdır,
• Kamu finansman hesaplarında, etkinlik, verimlilik, tutumluluk ve performans kriterleriyle bunların denetiminin bilgi sistemlerine uygun yapılandırılmalıdır,
• Sermaye piyasalarında sermayenin tabana yayılmasının kamu tarafından desteklenmeli ve denetlenmelidir. Elektronik para ve ödemeler ile ilgili hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır,
• Özellikle internet üzerinden yapılan satışlarda tüketici haklarının korunması, uluslararası standartlarda hukuksal güvence altına alınmalıdır. Tüketicilerin bu konuda bilinçlendirilmesinin hükümet politikası haline getirilmesi gerekmektedir,
• Ekonominin işleyişine aykırı aşırı düzenlemelerden kaçınan, gerekli destekleri sağlayan, rekabetçi politikaları ve pazar için gerekli bilgi sağlayıcılık rolünü işler kılan işlevsel bir devlet anlayışı yerleştirilmelidir,
• Bilişim sektörünün tam rekabet içinde dinamik gelişimi için uygun pozitif hukuksal altyapı başta olmak üzere inovasyonun, girişimciliğin, istihdam kalitesinin ve BT altyapısının uluslararası standartlarda teşvik edildiği ve işgücü kalitesinin yaşam kalitesi ile birleştiği bir iş yapma ortamının oluşturulması gerekmektedir,
• e-Türkiye’nin, katılımcı bir temelde konumlanmış politika ve stratejiler doğrultusunda ulusal bir seferberlik konusu olarak algılanması ve bu seferberliğin toplumun en geniş uzlaşısını temsil eden, hukuki yaptırıma sahip bir “Toplumsal Sözleşme” ile güvence altına alınmalıdır.
Hukuk
12 Mayıs 2002 Türkiye Bilişim Şûrası Sonuç Bildirgesi’nde “hukuk”, vizyonu Türkiye Ulusal Programı’ndaki taahhütler çerçevesinde belirlenmiş önemli konuların başında geliyordu. Buna göre bilgi toplumuna geçiş sürecinde, ülkemizin hukuk alanındaki vizyonu “toplumsal ve bireysel yaşamın her alanında belirleyicilik işlevi üstlenen bilginin, fikri emeğin ve yaratıcılığın değerinin tanındığı, saygı gösterildiği ve korunduğu, sayısal uçurumu engelleyen dinamik bir hukuki alt yapının, düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere, hukuk devleti temel ilke ve kuralları çerçevesinde gerçekleştirilmesi” olarak belirlenmişti. Böylece bilgiye erişim, düşünce-ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı başta olmak üzere hukuk devletinin temel ilke ve kurallarına bağlı “dinamik bir hukukî alt yapı”nın oluşturulması hedeflenmişti.
Hukukun üstün kılınması, kişilik haklarının korunması, yayın yoluyla düşünce ve ifade özgürlüğü gibi duyarlı alanların dengelenmesi söz konusu iken, bu yola gidilmeyerek, internet yayıncılığı kamu otoritelerinin takdirine bırakılarak Basın Yasası ile düzenlendi. Kamuoyunda “RTÜK Kanunu” olarak bilinen 15 Mayıs 2002 kabul tarihli 4756 Sayılı Yasa, 21 Mayıs 2002 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlülüğe girmiş ve internet yayıncılığı Basın Yasası Ek Madde 9 ile düzenlenmiştir. internet yayıncılığının özel bir yasa ile düzenlenmesi gerekirken, Basın Yasası’na bağlı kılınması ve denetiminin kamu otoritelerinin takdirine veya RTÜK’e bırakılmak istenmesi, internet yayıncılığının temel özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Hukukî düzenlemelerde olumlu düzenlemelerle (positive regulation) bilgi toplumuna giden yolun, bilgi temelli ekonominin önünü açmak ve bunu yaparken “hukukî güvenliği” sağlamak, bu hedeflere ulaşılmasını engelleyecek olumsuz düzenlemelerden (negative regulation) kaçınmak gerekirken, söz konusu düzenlemelerle bunun tam tersi bir yol izlenmiştir. Bu durum, bütün siyasi partilerin uzlaşarak kamuoyuna açıkladığı “Meclisimizde bilişim konusunda partilerimiz tarafından sağlanan uzlaşı, konunun, bütünleşikliğini sağlayacak bir “Bilişim Reformu” olarak ele alınmasının temelini oluşturacaktır” ifadelerini de gölgelemiştir.
Bu yöntem ve anlayış terk edilerek, bilgi ekonomisi ve bilgi toplumuna geçişi sağlayacak hukukî alt yapı, tüm yasaların ve bu yasalara bağlı olarak oluşturulacak tüzük, yönetmelik gibi ikincil nitelikte düzenlemelerin saydam ve katılımcı bir süreç içersinde, “birlikte düzenleme” anlayışıyla oluşturulmalıdır. Tüm vatandaşların bilgi toplumuna katılımını güvence altına almak amacıyla, sayısal uçurumu önleyecek ve evrensel hizmet ilkesini hayata geçirecek düzenlemelere öncelik verilmelidir. Kısıtlayıcı düzenlemeler yerine hak ve özgürlükleri koruyan ve geliştiren, sorumlulukları açıklıkla belirleyen ve toplumsal faydayı gözeten, uygulanabilir ve sonuçları ölçülebilir “dinamik bir hukukî alt yapı” kurulmalıdır.
Bu çerçevede aşağıda belirtilen eylemler gerçekleştirilmelidir:
• Ülkenin bilgi toplumuna dönüşmesi için, Bilgi Edinme Hakkı Yasası ile ilgili uygulamalarda BT etkin bir biçimde kullanılmalıdır. Kamu yönetiminde şeffaflığın-katılımın, e-Devlet modelinin işlerliğinin sağlanması ve yasama, yürütme, yargı erkinin kendi içinde uyumlu işleyebilmesi amacıyla, "Bilgiye Erişim Özgürlüğü” Anayasa ile teminat altına alınmalıdır. Bu bağlamda, Bilgi Edinme Hakkı Yasası ile getirilen istisnaların ve sınırlandırmaların kapsamı daraltılmalıdır. Yasada, herkesin kendisiyle ilgili bilgilerin yanı sıra her türlü bilgiye erişiminin yolunu demokratik katılımı zenginleştirecek biçimde açacak düzeltmeler yapılmalıdır. Bilgi Edinme Hakkı Yasası, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun bir yapıya kavuşturulmalıdır.
• Kişisel verilerin korunması ve gizliliğinin sağlanması konusunda, kişisel verilerin işlenmesini kolaylaştırarak bu verileri ilgililerin yararlanmasına sunarken, hakkında veri toplanan kişinin kişilik haklarının korunmasını güvence altına almak gereklidir. Bu nedenle, kişilerle ilgili bilgilerin bilişim sistemlerinde işlenmesiyle ilgili esas ve usuller düzenlenmeli, bu düzenlemeler uluslararası veri değişimine uygun olmalı, bu esaslara uymayanlar hakkında yaptırımlar getirilmeli, kamu kurumları lehine denetim ve verilerin işlenmesi konularında ayrımcılık yaratacak nitelikte istisnalar tanınmamalıdır. Bunlar yapılırken AB direktiflerine uygun bir çerçeve gözetilerek kişilik haklarının korunması ve yasal güvencelerin sağlanması esas alınmalıdır. Kişisel verilerin, maddi ceza hukuku ve usul hukuku alanlarında temel hak ve özgürlükleri gözetecek bir biçimde korunması sağlanmalıdır. Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı, yukarıda anılan ilke ve öncelikler çerçevesinde tartışmaya açılarak, ivedilikle yasalaştırılmalıdır.
• Elektronik İmza Yasası’nın, kamu kurumları lehine tanınmış olan rekabet hukuku ilkelerine aykırı nitelikteki istisna hükmü ile kapsam, denetim, ceza ve sertifika mali sorumluluk sigortası hükümleri, e-İmza’nın yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlayacak; e-Ticaret ve e-Devlet uygulamaları başta olmak üzere bilgi ekonomisinin ve bilgi toplumunun önünü açacak şekilde düzenlenmelidir.
• İnternet yayıncılığında sakıncalı içerik kavramı, Avrupa Konseyi Siber Suçlar Konvansiyonu Ek Protokolü’nde ve diğer uluslararası kuruluşlarca tespit edilen standartlar kapsamında “çocuğun cinsel istismarı”, “ırkçılık ve şiddet” gibi genel kabul gören kavramlar gözetilerek değerlendirilmeli; internet'le ilgili hak ve sorumluluk konusunun düzenlenmesinde “yasal sorumluluk sistemi” oluşturulması ve bu çerçevede internet erişim, içerik ve sunucu barındırma hizmet sağlayıcılarının ve internet kullanıcılarının hak ve sorumluluklarının öncelikle düzenlenmesi gerekmektedir. Özellikle içerik barındırma hizmeti veren kuruluşlar tarafından bir özdenetim mekanizmasının oluşturulması desteklenmelidir.
• İnternet ve genelde BT alanında yapılacak düzenlemelerin tek bir yasa çerçevesinde ele alınamayacağı gerçeği dikkate alınarak, tüm tarafların yetki ve sorumlulukları açık ve net bir şekilde belirlenmelidir. Bu alanda ceza hukuku kapsamında yapılacak düzenlemeler, uluslararası anlayışa uygun, teknolojik gelişimi yansıtabilecek esneklikte, “kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi”nden ve hukuk devleti ilke ve kurallarından ödün vermeden ilgili tüm kesimlerin geniş katılımına açık bir yapı içinde gerçekleştirilmelidir.
• Yapılacak yasal düzenlemelerde tanımlar, yetkilendirilen birimler, bu birimlerin görev ve sorumluluk alanları açık bir biçimde belirtilmelidir. Bilişim suçlarının araştırılması, soruşturulması ve kovuşturulması aşamasında gerçekleştirilecek olan usulî işlemler sırasında, yetkililerce, gerekmediği halde özel hayatın gizliliğinin bozulmasına ve iletişim özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açabilecek uygulamaların gerçekleştirilmesi olasılığı göz önünde tutularak, suç soruşturma ve kovuşturma usulleri yasalarla açık bir şekilde belirlenmelidir. Tüm usulî işlemlerin yargıç kararı ile yargı denetiminde bulunmasının hukukî güvence altına alınması sağlanmalıdır. Bu anlayış çerçevesinde öncelikle Türk Ceza Kanunu ve CMUK Tasarıları tartışmaya açılmalıdır.
• Yargı sürecinin çeşitli aşamalarında yer alan görevlilerin eğitilmesine yönelik programlar uygulanmaya konulmalıdır. BT alanında delil tespiti, zararlı içeriğin tespiti gibi ihtisas gerektiren konularda özel usuller öngörülmeli ve adli bilişim kurumları oluşturulmalıdır. Uzmanlık isteyen konularda ihtisas mahkemelerinin tesisine zemin oluşturacak bir yapılanma sağlanmalıdır.
• Uluslararası sözleşmelerle uyum sağlanırken, AB düzenlemelerinde yer alan istisnalar doğrultusunda, birey hakları ile toplumsal yarar arasındaki denge gözetilerek, fikrî hakların korunma sürecinde toplumun bilgiye ulaşmasını engelleyici nitelikteki düzenlemelerden kaçınılmalı ve kullanıcıların fikrî hak konusu olan eserlere ulaşmasını sağlayacak yöntemler geliştirilmelidir.
• Bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi alanındaki tüm düzenlemelerin ve denetim mekanizmalarının birbirleriyle uyumunu sağlayacak katılımcı bir ağ yönetişimi uygulamaya konulmalı, bu çerçevede “teknoloji yansızlık ilkesi” gözetilerek tüketicinin korunmasına yönelik standartlar belirlenmeli; bu yapılırken konu, e-İmza, e-Ticaret, elektronik ödeme araçları ve kişisel verilerin korunması gibi alanlarla ilişkilendirilmelidir.
Eğitim
Türkiye eğitim sistemini, bilgi toplumu bireylerinin yaratıcı, sorgulayıcı, girişimci, kendi kendine öğrenme becerilerini geliştirecek biçimde yeniden yapılandırmalıdır. Bu yapılanmada BT toplumun geniş kesimlerinin eğitim gereksinimlerini karşılayacak biçimde etkin ve verimli kullanılmalıdır.
Bu dönüşümün sağlanmasında:
• Bilişim okuryazarlığı seferberliği başlatılmalıdır;
• İşe girişlerde ve terfilerde uygun bilişim sertifikasyonu zorunluluğu getirilmelidir;
• Bilişim sektörünün ihtiyacı olan ara eleman insan gücünün yetiştirilmesi amacıyla kariyer odaklı sertifika programları başlatılmalıdır;
• Harmanlanmış ve uzaktan eğitim hizmetlerinin özendirilmesi ve nitelikli uygulama yöntemleriyle yapılmasının denetlenmesi için mekanizmalar oluşturulmalıdır. İlgili mevzuat günlenerek düzenlenmelidir;
• Formal ve yaşam boyu eğitimde, AB'de destek bulan e-Öğrenme unsurları kullanılarak sektöre zemin oluşturulmalı ve sektör bu zemine ürün sağlarken, ülkemizin taraf olduğu uluslararası fon programlarından faydalanmalıdır;
• Yerel Yönetimlerle ve Sivil Toplum kuruluşları ile işbirliği yapılmalıdır;
• BT aracılığıyla yapılan eğitim/öğretim etkinliklerinde vergi oranlarının düşürülerek hizmet alımı kolaylaştırılmalıdır;
• Öğretmen eğitiminin her aşamasında bu eğitim yeniden yapılandırılarak bilişim teknolojilerine uygun biçimde düzenlenmelidir;
• Bilişim toplumuna dönüşüm yolunda eğitim/öğretim için gerekli hızlı ve ucuz altyapı sağlanmalıdır;
• Eğitim öğretim konusundaki Türkçe içeriğin elektronik ortamda oluşturulmasına ve yaygınlaştırılmasına ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
ARGE
Güçlü Türkiye’ye giden yol ARGE’den geçmektedir. Türkiye uluslararası pazarlarda rekabetçi bir güç kazanabilmek, üreten bir toplum haline dönüşebilmek için ARGE’ye dayalı ekonomiye geçmek zorundadır. Kestirmeci yaklaşımlarla ekonomik kalkınma sağlanacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır.
Türkiye Araştırma Alanı ve Bilişim: Herşeyden önce, ülkemizde araştırmaya bakış açısını değiştiren, üniversite sanayi ve devlet arasında karşılıklı kazanımları tanımlayan bir araştırma yaklaşımına gereksinim vardır. Bu yaklaşım, ARGE’yi karar vericiden vatandaşa kadar toplumun her kesiti ile yakınlaştırmalı ve toplumda bir ARGE farkındalığı yaratmalıdır. Küreselleşen dünya ile bütünleşmek için başka ulusların programlarına göre değil, kendi ulusal politika ve stratejilerimiz doğrultusunda hareket etmek ve ulusal ARGE ve inovasyon sistemimizi kurmak zorundayız. İşte bu sistem Türkiye Araştırma Alanı’dır. Türkiye Araştırma Alanı ülkemizde yapılan bireysel araştırmaları bütünleştiren ve kurumlararası ortak projelerden bilim, teknoloji ve toplumsal fayda üretmeye yönelik bir araştırma yaklaşımıdır. Türkiye Araştırma Alanı, ulusal inovasyon sistemindeki tüm aktörlerin yürüttükleri ARGE etkinliklerini bir bütünün parçaları olarak ele alır. Parçaların ayrı ayrı optimizasyonu yerine bütünün optimizasyonu sağlar. Yürütülen ARGE etkinliklerinin kapsamlarını ve birbirleriyle ilişkilerini ulusal hedef ve stratejileri hayata geçirecek şekilde tanımlar.
21. yüzyılda diğer alanlar arasında önem kazanan bilişim, kalkınmamız için son derece etkili bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyük yatırımlara gerek kalmadan, sadece nitelikli insan gücü gerektiren bu alan, özellikle genç, dinamik ve girişimci bir ruha sahip olan Türk insanı için büyük fırsatlar yaratmaktadır. Ülkemizi lider yapacak bazı öncelikli bilişim alanlarına yoğunlaşarak gerçekleştireceğimiz bilişim reformu ile büyük bir ekonomik atak yapmamız hiç de zor değildir. Bunun için siyasi otoritenin bilişim reformuna ve bu alanda geliştirilecek olan ARGE’ye sahip çıkması, stratejik hedef ve vizyonunu belirlemesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, stratejik hedefleri olmayanlar, başkalarının stratejik hedeflerinde kendilerine biçilen role mahkum olurlar.
Esnek ve Küçük Bir Örgütlenme: Bilişim reformunu hayata geçirmek için siyasi otoritenin yetkilendirdiği esnek ve küçük bir örgütlenmeye gitmek gerekmektedir. Bu örgüt, konunun uzmanı bürokrat, sanayici ve bilim adamlarından oluşmalı, politika ve stratejiler üretmeli, büyük Türkiye projeleri tanımlamalı, bu projelerin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesi ve izlenmesi için gerekli kurumları koordine etmelidir.
Bu örgüt, Türkiye’nin kaderini etkileyecek, dünyada “bu işin lideri Türkiye’dir” dedirtecek öncelikli alanları saptamalı ve bu alanlarda katma değeri yüksek projeleri toplumun çeşitli katmanlarına (politikacı, karar verici, üretici, kullanıcı vb.) mal edecek güce sahip olmalıdır. Böylece, ARGE’nin fildişi kulelerde izole bir şekilde yapılmadığı, tam aksine halkın içinde, halkın yararına yapıldığı ve ülkenin kaderini değiştirdiği görülecektir. Bu toplumsal farkındalığın gelişmesi ile Türkiye girişimcisi, sanayicisi, ve devleti ile hızlı bir dönüşüm yaşayacaktır.
Finansal Kaynağın Öncelikli Alanlara Yoğunlaştırılması: ARGE’nin yenilik içermesi ve bu yeniliğin endüstriye yansıyarak yüksek katma değer üretmesi fikrinden hareketle, bilişimde öncelikli ARGE alanları olarak başlangıçta
• e-Bilişimi
• Kablosuz İletişim
belirlenebilir. Öncelikli ARGE alanları zaman içinde dinamik olarak dünyadaki teknoloji trendleri izlenerek ve ülkemiz için yapılacak olan öngörü çalışmaları ile güncellenmeli ve sonuçları e-Dönüşüm Türkiye projesine yansıtılmalıdır. Bu ARGE alanları e-Dönüşüm Türkiye projesinin en önemli bileşenlerini oluşturmalı ve finansal kaynağı garantilenmelidir.
Ölçme, İzleme ve Değerlendirme: ARGE’nin yarattığı katma değerin giderek büyümesi, kalitesinin ve etkinliğinin artması için mutlaka bir ölçme, izleme ve değerlendirme döngüsü kurulmalıdır. Böylece, tüm ARGE paydaşları nasıl bir hizmet verilmesi ya da alınması gerektiği bilinci ile ortak bir ARGE anlayışında buluşacaklardır. Bu bilinçlenme, kamu-üniversite-sanayi-TSK’nın ARGE bakış açılarındaki farklılığı gidererek ülkemize en önemli hizmetlerden birini yapmış olacaktır.
ARGE’ye Dayalı Tedarik ve ARGE Liderleri Kamu ve TSK’ da, ürün tedariği yerine “ARGE’ye dayalı tedarik”, “teknoloji tedariği”, “teknoloji yönetimi” ve “ARGE yönetimi” gibi halen eksikliği bulunan kavramların ve uygulamaların yerleşmesi için “ARGE liderleri” yetiştirmemiz zorunludur. Bu kavramların farkında olan, özümsemiş, bu doğrultuda karar alabilen cesur üst-orta-alt düzey ARGE yöneticileri, halen salt araştırma ve yayından ibaret olan ARGE etkinliklerini ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak ürün ve toplumsal faydaya dönüştürecektir. ARGE liderleri ortak ARGE anlayışının takipçileri olacaklar ve kurumlarının ARGE vizyonunu geliştireceklerdir. Bu liderler, ARGE projelerini salt araştırma ve yaratıcılık olarak değil, büyük ölçeklerde örgütlenme, teknoloji üretimi, finansman sağlama ve toplumsal farkındalık olarak ele alacaklardır.
Mevcut Kurumlarımızın Yeniden Yapılandırılması: Türkiye Araştırma Alanı yaklaşımı, savunma sanayini de içine alacak şekilde, tüm sanayi kuruluşlarına, kamuya, TSK’ya yayılmalı ve bu kurumlarda teknoloji vizyonlarının belirlenmesi, izlenmesi ve diğer kurumlarla birlikte örgütlenerek büyük projeler üretilmesi sağlanmalıdır. Tüm kurumlarımızda teknoloji yönetimi ve ARGE yönetimi konularında etkili üst düzey yöneticiler yetiştirilmelidir. Ayrıca, Türkiye Araştırma Alanı yaklaşımına uyamayan kurumlar gözden geçirilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.
Yasa ve Yönetmeliklerin Üreten ve ihraç eden Türkiye için Düzenlenmesi: Türkiye Araştırma Alanı, insan gücümüzü ve mali kaynaklarımızı öncelikli alanlarda bütünleştirerek tekrarlı çalışmaları en aza indirgeyecek, kaynak israfını engelleyecek, ülkemizin kısa sürede bilişim ihracatçısı durumuna geçmesini sağlayacaktır. Dahası, Türkiye, bölgesinde bir cazibe merkezi oluşturacaktır. Bu hızlı değişim sürecinde, bilişim üreticisi ve ihracatçısına uygun ortamın oluşması için mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.
Savunma sanayinde uzmanlaşmış küçük ve orta boy şirketlerin oluşmasına ortam sağlanmalıdır. Offset uygulamaları yerine anayüklenici şirket ile Türk şirketleri arasında ortak ARGE çalışmasını zorunlu kılan düzenlemeler yapılmalıdır.
Doktora Çalışmalarının Yaygınlaştırılması ve Büyük Projeler Altında Bütünleştirilmesi: ARGE doktoralı elemanlarla yapılır, yönetilir, ölçülür, izlenir ve değerlendirilir. ARGE ile ilintili her kurumun doktoralı yöneticiler çalıştırması gerekir.
Doktora programları birbirinden kopuk ve tekrarlı alanlarda, salt eğitim amaçlı değil, büyük projelerin alt bileşenleri olarak tanımlanmalı, bir yandan ARGE liderleri yetiştirilirken öte yandan sonuçları ürün ve teknolojiye dönüşen doktora tezleri üretilmelidir. Kurumlarımızda, özellikle de TSK’da, gençlerin doktora çalışmaları teşvik edilmeli ve hızlı gelişen teknolojiyi takip edebilmeleri sağlanmalıdır.
e-Dönüşüm Türkiye projesinde değerlendirilecek doktora tezleri tanımlanmalı ve bir taraftan kurulmakta olan sistemi yönetecek doktoralı eleman yetişirken diğer taraftan da doktora tezlerinin sonucları e-Dönüşüm Türkiye projesinin kalitesini ve verimliliğini artırmada kullanılmalıdır.
Savunma sanayinin önemi düşünüldüğünde TSK-üniversite ortak laboratuvarları, gelişmiş ülkelerdeki benzerleri gibi “İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı”, sadece doktora çalışmaları yürütülen “TSK Yüksek Teknoloji Enstitüleri” kurulmalıdır.
|