BİLİŞİM ŞURASI (10 MAYIS 2004)

Değerli bilişimci dostlar...

Sözlerime başlamadan önce geleceğin Türkiye'sine ışık tutacak böyle önemli bir toplantıda sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum ve 2. Bilişim Şurasının bilişim dünyamız için ülkemiz için aydınlık yarınlara vesile olmasını diliyorum.

Geleneksel tarım toplumundan sanayileşmeye geçişte nerdeyse bir asır geçti. Ülkemiz, planlama ve yönetim zaafiyetlerinden olmalı, ne yazık ki bu dönüşümde de yeterli performansı yakalıyamamıştır.

Ağır aksak gelişen sanayileşme girişimi, tetiklediği göçle kırsal nüfusu kentlerimizin varoşlarına hızla yığmıştır.

Bu Türkiye'nin geleneksel toplumsal dokusunu bozmuş; üretime değil tüketime yönelen, etki eden değil, etkilenen bir toplum yapısına yol açmıştır.

Üretmeden tüketme tuzağına düşmüş gençlerimiz maalesef ezberci, yenilikçi, düşünceyi gözardı eden bir eğitim sisteminden beslenerek kendi öz değerlerinden kopmuştur.

Bir şeyler yapmazsak, küreselleşen dünyada ulusumuzun kendine yakışır bir yer yakalaması, pek de mümkün görünmemektedir.

Çıkış yolumuz nedir?

Ucuz işgücüyle sıradan bir üretim alışkanlığı yerine, yenilik ile ilerlemeyi harmanlayan, bilgi ve katma değer üretme fiili sonucu ortaya çıkan çok renkli bir dönüşüm tablosu olan inovasyondur.

Yani Türkçemizde tam karşılığı olmasa da, en yakın tercümesiyle yeniliktir.

Yenilik, yani inovasyon Bilgi Ekonomisinin motorudur.

Unutmayalım ki bugün Avrupa Birliğinin kapılarını bize açacak olan yeni ekonomik düzenin adı: Bilgi ekonomisidir.

Bunu yaratan toplumsal yapı da Bilgi Toplumudur.

Yeniliğe dayalı üretim kültüründe, eski sanayi düzeni yerine inovasyona dayalı bir endüstri kuracağız.

Bu yeni düzende, dünya pazarlarında rekabeti düşük emek maliyetleriyle yakalamaya çalışan bir toplum olmaktan kurtulacağız.

Onun yerine hizmet üreten kalifiye işgücüyle dünya pazarında yer alabilen bir topluma dönüşerek, aynı orandaki çabanın daha fazla katma değer yaratabileceği Bilgi Toplumuna geçeceğiz...

Hükümetimizin e-Dönüşüm politikasının özü işte budur.

Çağı yakalamak.

Çağdaş dünya ülkeleri arasında yer almak.

Toplumsal yapıyı tüketenden üreten bir kurguya dönüştürmek için tek çıkış yolumuz bu.

e-Dönüşüm; en küçüğünden en büyüğüne bütün yurttaşlarımızı, devletin tüm kurumlarını, özel sektörü ve özellikle bilişim sektörünü etkileyecek bir süreç, toplumsal bir hareket..

Bizleri e-yurttaşlığa, e-pazaryeri'ne, e-ticaret'e götüren bir yoldur.

Bilgi toplumuna geçiş için gerekli altyapıları hazırlamak, gerekli reformları yapmak hiç de kolay değil.

Bunun için güçlü bir liderlik ve siyasi kararlılık gerek...

İşte o da bizde var.

Hükümetimiz bu geçiş için gerekli düzenlemelere başlamıştır.

e-Dönüşüm Türkiye Projemiz ilerliyor.

Bu geçiş sürecinin önkoşulu olarak vatandaşımıza hızlı, güvenli ve ucuz teknolojik altyapı sunuyoruz.

Örneğin ADSL kuruldu hızla yaygınlaşıyor.

Herkes kolaylıkla elektronik hizmetlere ulaşabilsin ki, bilgi toplumuna dönüşüm, toplumun her katmanında gerçekleşsin.

Yaklaşık 1 trilyon Euroluk dünya bilişim pazarından binde 22'lik bir pay alabilen, 100 kişi başına 4 bilgisayar düşen, nüfusunun ancak %6'sının internete bağlanabildiği ülkemiz, bu rakamlarla teknoloji yarışında bir hayli geri kalmış durumda.

Değerli dostlar...

Bu yarışta ön sıralara geçmek, dünya pazarında yer almak için gerçekçi, uygulanabilir stratejilerimiz var.

Bu stratejilerle Türkiye'yi sadece teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda üreten bir ülke konumuna getireceğiz, bilişim sektörümüz canlanacak, öz sermayesi insan olan bilişim şirketlerimiz dünya pazarında yer alabilecektir.

Bu stratejilerin özünde atılım ruhu var.

Sıçrama yapmadan gelişmiş ülkeleri bilgi çağında yakalamak çok güç.

Bu nedenle bir atılımdan söz ediyorum...

Türkiye'nin, gelecekten büyük beklentileri olan genç, yaratıcı ve dinamik bir nüfusu var.

Milli Eğitim Bakanlığımız temel eğitimde nerdeyse nüfusun beşte birini kucaklıyor.

Üniversitelerimiz bilgi toplumunu yakalayabilecek güce sahip.

Ayrıca dünyada yaşanan bazı örnekler gibi, uluslararası şirketlerin teknoloji üslerini kuracağı ülkelerden biri olabiliriz...

Neden olmasın?..

Hatta olması için çok sebep var.

Bakın Hindistan ve İrlanda gibi biri büyük diğeri küçük ölçekli iki ülke 10 yılda nerden nereye geldi.

Biz neden yapamayalım?

Bilgi Toplumuna dönüşümün özünde insanın ve toplumsal yapının değişimi var.

Bu değişimin gerçekleşmesi için en önemli araç da eğitim reformu olacak, ezberciliği değil inovatif düşünceyi öne çıkaran, üretim odaklı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.

Bilgisayar okur-yazarlığı dersleri temel eğitimin bir parçası haline gelecek, çocuklarımız ağaç yaşken eğilir mantığıyla ilköğretimden itibaren dönüşüme hazırlanacaklar.

Toplumun dönüşümü için de bilgisayar okur-yazarlığı eğitimlerini gerçekleştireceğiz.

Türk insanı teknolojiye ve öğrenmeye açık ve aç.

Bu motivasyonu kullanacağız.

Bilişim şirketlerinin sermayesi olan bilişim çalışanlarını yetiştirmek için de uzun ve dağınık eğitim programları yerine; kısa, konuya ve üretime odaklı mükemmelliyet merkezleri yine üretime odaklı çok sayıda meslek yüksek okullarını kurarak bilişim çalışanları yetiştireceğiz.

Hedefimiz 10 sene içerisinde 500.000 kişilik bir bilişim işgücü yaratmak.

Canlanan bilişim sektörüyle birlikte yurt dışına beyin göçünü engellemek mümkün.

Uzaktan Eğitim Programları ile de kaliteli eğitimi vatandaşın hizmetine sunacağız.

Okullarımıza bilgisayar laboratuvarı ve internet erişimi sağlama seferberliğini zaten başlattık...

Değerli katılımcılar...

Bilgi toplumuna geçiş çok boyutlu bir süreç..

Meselelere sadece tek açıdan bakmıyoruz.

Yeni toplum yapısı yeni hukuki düzenlemeleri de gerektiriyor. Yakından bildiğinizi zannediyorum; 4 Aralık 2003 tarihli bir genelge ile kamu yönetiminin e-dönüşümüne yasal bir zemin kazandırdık.

Biliyorsunuz bilişim sektörünü yakından ilgilendiren telif yasası Meclis'te kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Bu yasa korsan ürün ve yazılım hırsızlığı konusunda yıllardır atılamayan çok önemli bir adımın atılması anlamına geliyor.

Yine Elektronik İmza Kanunu çıkarılarak çok ileri bir başka adım daha atıldı.

Bunların dışında, Teknoparklarda yazılım yapan firmalarımıza 21 Aralık 2013 yılına kadar, yani 10 yıl KDV muafiyeti getirdik.

Buradaki firmalara 5 yıl olarak uygulanan Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi muafiyetlerini de 10 yıla çıkartarak önlerini daha rahat görebilmelerini sağladık.

Bundan birkaç gün sonra, 15 Mayıs'ta da Sosyal Sigortalar Kurumumuzun iş hayatına çok önemli kolaylıklar ve avantajlar getirecek olan e-Bildirge uygulamasının tanıtımını yapacağız.

Bakınız SSK'ya kayıtlı 800 binin üzerinde işveren ve onların istihdam ettikleri 6 milyonu aşkın da işçi var.

Bu işverenler bu sayıdaki işçisi için her ay bildirge, dört ayda bir de bordro düzenlemektedirler.

Tahakkuk işlemleri ve bankalardaki ödeme kuyrukları da dikkate alındığında olayın ne kadar büyük bir zaman ve enerji kaybına neden olduğu rahatlıkla görülebilir.

Şimdi e-Bildirge hizmetiyle bütün bu işlemler internet üzerinden yapılabilecek.

Sadece bu kadar değil, SSK üzerinden yapılan diğer işlemler de yine aynı kanaldan rahatlıkla yürütülebilecek.

Zaten son dönemde internet ve telefon hatları üzerinden bankacılık hizmetleri yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştı.

Şimdi bu yeni uygulamayla bir işveren işyerinden hiç çıkmadan hem bildirgesini verebilecek, hem bordrosunu düzenleyebilecek, hem de tahakkuk eden prim borcunu ödeyebilecek.

Ayrıca kişisel bilgilerin korunması, elektronik kayıtların geçerliliği gibi konulara da hukuki düzenlemeler getireceğiz.

Değerli dostlar...

Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler Reformları, bilişim teknolojilerinin kullanılmasıyla daha etkin ve verimli olacaktır.

Bunun için bilgi ve iletişim altyapısına ilave yatırımların yapılması gerekiyor.

Öte yandan Kamunun yeniden yapılanması ve iş süreçlerinin yeniden tasarlanarak reforme edilmesi de e-Devlet projelerine dahil edilerek daha hızlı hayata geçirilebilir.

Bilgi toplumu olma yolunda yapılacak reformlar, düzenleme ve iyileştirmeler Avrupa Birliği yolunun da kilometre taşları...

Her düzenleme ile Devletimiz; daha şeffaf, daha hesap verebilir ve vatandaşına daha iyi hizmet sunabilir konuma gelerek, bizi bu yola daha da yakınlaştıracaktır.

Zamanında Avrupa'ya işçi olarak giden genç nüfusumuz, bilişim işçileri ve hatta girişimcileri olarak dünyaya açılacak ve böylece Avrupa'nın itici gücü olacağız.

Devletimiz bilgi toplumuna dönüşüm yolunda birçok çalışmalar yaptı, epey yol kat etti.

Ancak artık harekete geçme vakti geldi, bu noktada çok paydaşlı işbirliği ile dönüşümü destekleyen, reformları gerçekleştirecek etkin bir modelin peşindeyiz.

Bu model, e-dönüşüm stratejisi kapsamında, e-Devlet projelerinin önceliklerinin doğru belirlendiği, mükerrer yatırımları ortadan kaldıran, kamu iş süreçlerinde standart bir yapıya giden icraya yönelik bir model.

Kamuda, sanayi, üniversite, sivil toplum örgütleri, yerli ve yabancı bilişim şirketleri ile birlikte bu modele ilişkin çalışmalar sürüyor.

e-Devlet uygulamaları ile Türk bilişim pazarı canlanacak, bilişim sektörü yabancı yatırımcılardan alınacak katkılarla, kendi ulusal kimliğini de koruyarak momentum kazanacaktır.

Bütün bu adımlar, inanıyorum ki Türkiye'nin aydınlık ve güçlü geleceğine doğru atılmış ve atılacak olan adımlardır.

Bu adımların sıklaşacağına, bu yöndeki yürüyüş hızımızın her geçen gün katlanarak artacağına hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Değerli bilişimci dostlar...

Çocuklarımıza bizim yaşadığımız şartlardan daha iyi şartlar bırakmak, Türkiye'yi geleceğin en önemli güçlerinden biri haline getirmek istiyorsak; bilgi toplumu olma hedefini canlı tutmak boynumuza borçtur.

Çalışmalarımıza ve Türkiye'nin bilgi toplumuna geçiş sürecine katkıda bulunarak bu etkinlikte emeği geçen tüm çalışanlara huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Konuyla ilgili gerek başbakan yardımcısı bakan arkadaşımız, gerek milli eğitim bakanımız aynı şekilde Emrehan beyin diğer sivil toplum kuruluşlarla birlikte sponsor kuruluşlara aynı şekilde teşekkür ediyorum. Hükümet olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'yi bir bilgi toplumuna dönüştürecek olan her adıma, her projeye, her heyecana gönülden ve tam destek olacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Türkiye'nin hedefi artık Bilgi Toplumu...

Sevgi ve saygılarımla.